| |
|
Saint Pierre:
Kentin kuzeydoğusunda, Reyhanlı
çıkışının yakınında bulunan bu mağara-kilise, Antakya’da Hıristiyanlığın
yayılma döneminden kalan tek yapıdır. Stauris (Hac) Dağı’nın eteğinde,
eni 9.5 m, derinliği 13 m., yüksekliği 7 m. Olan bu mağarada, St. Paul.
St. Pierre ve Barnabas ilk Hıristiyan cemaat ile toplanıp onlara vaaz
vermişlerdir.
Döşemesinde. V.
Yüzyıla ait mozaik parçaları ile sunağın sağındaki duvarda bir
zamanlar duvarı tümü ile kaplayan fresklerden kalan izler
bulunmaktadır. Sunağın sol tarafında kilisenin içine açılan tünel, bir
baskın sırasında cemaatin dağa kaçarak gizlenmesine yarıyordu.
|
|

|
|
St.Pierre Kilisesi |
|
Haçlılar döneminde
birkaç metre daha uzatılan kilise. İki kemerle ön cepheye bağlandı.
Doğulu bir ifade taşıyan ve yerel malzeme ile yapılmış olan ön cephe,
1863 yılında Papa IX. Pius’un isteği ile Kapuçin rahipleri tarafından
restore edilmiş, bu faaliyete III. Napolyon da yardımda bulunmuştur.
Eskiden bir
cephesinin bir revak ile korunduğu sol taraftaki izlerden
anlaşılmaktadır. Öndeki bahçe birkaç yüzyıl mezarlık olarak
kullanılmıştır. Kilisenin içinde, sunağın çevresinde de mezarlar
bulunmaktadır. Dünyanın ilk katedrali kabul edilen ve 1963 yılında
Papa IV. Paul tarafından Hıristiyanlar için Hac yeri olarak ilan
edilen bu mağaracıkta, özellikle her yıl 29 Haziran günü, civardan ve
uzak illerden gelen din adamları ve kalabalık bir cemaatin katıldığı
ayin yapılır. Her yıl yapılan bu törenlere Vatikan’dan temsilci
katılmaktadır.
|
| |
|
Titus Tüneli:Samandağ ın 5 Km. kuzeyinde
denize hakim yamaçlarda M.Ö. 300 yıllarında Seleuykos Nikator tarafından
kurulan ve kurucusunun adı ile anılan şehirdir. Şehrin, dağın hemen
bitiminde , dağdan gelen derelerin ağzında bir iç limanı vardı. Sellerin
bu limanı Doldurması tehlikesi ortaya çıkınca imparator Vespasianus
zamanında dağ delinerek bir tünel açılması kararlaştırıldı tünel Titus
zamanında tamamlandı ve derenin önü bir duvarla kapatılarak sel suları ,
yüksekliği 7 mt. genişliği 6 mt olan bu tünel vasıtası ile uzaklara
akıtıldı , böylece limanın dolması engellenmiş oldu. 130 mt si tünel ,
kalanı açık kanal halinde olan tünelin uzunluğu girişten Çevliğe kadar
1380 mt. dir |
|
 |
|
Titus Tüneli |
|
Tünelin deniz
tarafındaki girişine göre sağ tarafta , 100 Mt. kadar uzaklıkta kaya
mezarları vardır burada kayalara oyulmuş mağaraların içinde bulunan
çok sayıda mezarın en çok ilgi çekeni , çukurun tabanındaki geniş
mağaradır. içinde çok sayıda mezar bulunan bu mağara diğerlerinden
farklı yapılmış yüksek ve gösterişli bir mezar yüzünden halk arasından
''Beşikli Mağara'' olarak anılmaktadır
Antik şehrin
yerleşim yerinin yukarı kısımlarında tapınak kalıntılarına da
rastlanır , bunlardan başka , Mağaracık köyü civarında da çok sayıda
mağara vardır.
|
|
|
| |
|
Çelik Kaya Mezarı:
Vespasianus-Titus
tünelinin yakınındadır. Roma dönemine ait olan ve kalker oyulmuş 12 kaya
oyulmuş 12 kaya mezarı vardır. Bunlardan Beşikli Mağara adıyla anılan
mezarın bulunduğu mağara en geniş ve en ünlüsüdür.
|
 |
|
Beşikli Mağara |
|
| |
|
Harbiye (Daphne) :
Hatay’ın çağlayanlar bölgesi olan Harbiye, 6 km.’lik bir yolla
Antakya’ya bağlanır. Şelaleleri ile çok serin olduğundan yerli ve
yabancı turistlerin ziyaret ettiği bir mesire yeridir. Platonun
güneyinden fışkıran kaynaklar, çeşitli şelaleleri meydana
getirdikten sonra Asi nehrine karışırlar. Bu şelalelerin Antik
çağdaki isimleri Kastalia, Pallas ve Saramanna’dır.
Harbiye’de
yapılan arkeolojik araştırmalardan anlaşılacağı üzere, kazı
neticesinde elde edilen buluntulardan M.Ö. 4500-3000 tarihinden
itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir.
|
 |
|
Harbiye'den Bir
Görünüm |
|
|
Hellenistik ve Roma devrinde zengin halk kesimi, Antik çağda da bir
mesire yeri olarak kullanılabilmesi için büyük malikaneler ve
villalar yaptırmışlardır. Makedonya Kralı büyük İskender’in
generallerinden I. Seleucus Nikator Antakya’ya kurarken burayı da
imar etmeyi ihmal etmemiştir.
Asıl gelişme
Helenistik devri krallarından Antiochus Epiphanos zamanında olmuştur.
Bu devirde Apollon mabedi inşaa edilmiştir.
Roma çağında
ilk önce İmparator Pompeus imara başlamış daha sonra diğer
imparatorlar tarafından hamamlar, büyük villalar inşaa edilmiş.
Antik çağda
bütün Yakındoğu’da Apollo adına düzenlenen yarışlar ve oyunlarla ün
kazanan bu yer 1268’de Memlukluların eline geçtikten sonra bir daha
eski parlak dönemine erişememiştir.
|
| |
|
Hatay Arkeoloji Müzesi:
Hatay’da
ilk bilimsel kazı çalışmaları 1932 yılında başlamıştır.
Çalışmaların ilk yıllarında çeşitli ve kıymeti büyük olan
tarihi eserlere rastlanması bir müze kurulması fikrini
doğurmuştur.
O yıllarda Fransız idaresinde bulunan Hatay’da M.Mişel Booşer
tarafından hazırlanan bir proje ile çıkan eserlere göre bir
müze hazırlanmıştır. 1939 yılında tamamlanan müzede 3 ayrı
bilim heyetinin yaptığı hafriyatlar sonucunda çıkan eserler
toplanmıştır. |
 |
|
Müze 23 Temmuz 1948’de Hatay’ın kurtuluş bayramında ziyarete
açılmıştır.
1974 yılında
Müzeye yeni salonlar eklenmiştir. Müze yöredeki kazılardan elde
edilen çeşitli tarihi
eserlerin yanında Dünyanın 2. Büyük Mozaik Müzesidir.
Müzede ; 18.100 parça
Arkeolojik eser, 1.050 etnografik eser, 13.820 sikke, 1.347 mühür
olmak üzere toplam 34.317 eser bulunmaktadır.
Müzedeki Mozaikler 2. ve
5.yy'lar arası Roma ve Bizans dönemlerini kapsayıp, mitolojik
olaylar ve kişiler sembolize edilmektedir.
|
|
| |
|
İssos:
Dörtyol-Erzin
arasındadır. İskenderun-Adana karayolunun sol yakasında yer alır. Yoldan
görülür. Çevrede su depoları, kemerler, tapınak ve Cenevizlerden kaldığı
sanılan bir kale ve liman kalıntıları vardır.
Payas,
Antik dönemde Baias adıyla bilinmektedir. 2. Selim, Sokullu Mehmet Paşa’yı
burada derbent yönetimi kurmakla görevlendirmiştir. Evliya Çelebi, Hac
yolu üstündeki Payas’ta 850 ev bulunmaktadır. Burada, Cenevizlilerden
kaldığı sanılar bir kale ve liman kalıntısı bulunmaktadır.
|
 |
|
İssos Harabeleri |
|
| |
|
|
Sokullu Külliyesi: Payas’ta Sokullu Külliyesi’nin
batısındadır. Burada eskiden harap bir kale vardı. Sahilde inşa edilen Payas
Limanı ile tersanenin güvenliği için 1567 yılında kale ve hendeği tamamen
sökülerek yeniden yapıldı. Yapımı 1571 yılında tamamlandı. Son yüzyıl
içinde hapishane olarak kullanıldı. |

|
|
Sokullu Külliyesi |
|
|
|
Bakras Kalesi:
Bakras Kalesi,
Antakya-İskenderun yolu 27. km.si üzerinde bulunan Bakras Köyü’nün üst
tarafındadır. Kale köy yolunun batısında, dağların arasında sarp bir
tepe üzerinde yapılmıştır. Strabon’un bu kaleden bahsettiğine bakılırsa,
tarihi çok eski olmalıdır. Kale önceleri Belen geçidinin girişini,
Antakya kurulduktan sonra ise Seleukos başkentini koruma gayesine hizmet
etti.
|

|
|
Bakras Kalesi |
|
|
Haçlılar döneminde de Antakya
Prensliği’nin kuzeyde en önemli savunma noktasıydı. Birkaç defa el
değiştirdikten sonra Templier Şövalyeleri’nin eline geçen kale 1268 yılında
Baybars tarafından kuşatılarak zaptedildi. Birkaç katlı ve bir alay askeri
barındıracak büyüklükte olan kale genel olarak harap olmaya yüz tutmuş
olmakla birlikte bir çok mekanı sağlam durmaktadır. |
|
|
|
|
|